Kaderin saklamayı tercih ettiğiniz şeyleri ortaya çıkarmak gibi bir yönü vardır. Bazen bizi birlikte tutar bazen ayırır
Sıradan drama ve romantizm klişeleri de barındıran ama ana konusuyla özgün ve minimalist güzel bir gençlik aşkı ya da ilk aşk veya gençken sonucu düşünülmeden yapılıveren ilk büyük hata ve bunun yaşanan sonuçları, bir yaz aşkı filmi. Bir de çocukların gözünden ebeveynlerinin yaşamlarına atılan harika gözlemler sahneliyor. Umulmadık büyük olaylara rağmen film kendi akışında tatlıca ve yavaşça ilerliyor. Bu da seyreden de bir roman okurmuşçasına olay ve duyguları sindirmeyi sağlıyor.
Olaylar daha çok on altı yaşında genç Conrad Stevens (Tye Sheridan genç karakter; Pablo Schreiber yetişkin) etrafında geçiyor. Filmin ilk ve son diyalogu ise yetişkin Conrad’dan geliyor. İki kankası var genç Conrad’ın; hafiften asi olayların adamı Hunter (Austin Abrams) ve ortama uyum sağlayan Tim (Ryan Lee). Conrad onlara göre biraz daha erken olgunlaşmış ve artık kız arkadaşı Grace (Kaitlyn Dever) yaşamının odağı olmaya başlamıştır.
Conrad’ın Grace’in ailesiyle ilk başlarda iyi başlayan ilişkisi, sevgililerin ilişkisinin ilerlemesi ve üstüne üstlük bir şakayla başlayan ve aile ile ilgili trajik olay nedeniyle sonraları birçok bakımdan pek hoş gelişmez. Bir ölüm ve suçluluk duygusu - bir nevi suç ve ceza - çok safça, bir ergenin yaşadıkları ve gözlemleriyle aktarılıyor.
Conrad’la Grace’in ilişkisinde benim ilgimi çeken bir başka ayrıntı daha oldu. Belki birçok yerde anlatılmasına rağmen burda benim gözüme daha net göründü. Kadınlar ilişkiler konusunda çok profesyonel ve plancılar ya da kısaca sonuç odaklı diyelim. Erkekler ise bu konularda hep çocuk kalıyorlar. Belki büyüdükleri tek konu olsa olsa boş dünya işleri.
Büyümeye çalışırken ne yapacağını pek de bilemeyen masum bir delikanlı Conrad. O yaşta bir ergenin hoşlandığı bir kız karşısında sevindiği veya tedirgin olduğu anları çok iyi mimikliyen ve özellikle kocaman ağzıyla gülüşü bir harika olan Tye Sheridan bu karakteri canlandırırken çok başarılı, daha önce seyrettiğim filmlerinde olduğu gibi. Belki de kariyerinin başladığı film olan The Tree of Life (2011)’da ki Steve karakteri özellikle yıkıcıydı. Mud (2012) ve Joe (2013) de sıra dışı güzel yapımlardı ve iyi oyunculuk sergiledi hep.
Kaitlyn Dever’ı anımsadığım kadarıyla harika bir film olan Short Term 12 (2013)’de izledim sadece. Orda sanki daha iyiydi. Ama burda da rolünü kotarmış başarıyla. Özellikle yukarda söz ettiğim kadınların farklı yapısını gözlerinde çok iyi gördüm. Onun dışında tüm oyunculuklar iyi. Bir de, eğer filmi izlerseniz son diyalogda ortaya çıkan, yetişkin Conrad’ın çocuğunun ismine dikkat edin.
Olive Kitteridge (2014) IMDb Elizabeth Strout’un Pulitzer ödüllü romanı Olive Kitteridge den uyarlanan bir mini dizi. New England kasabasında geçen hikaye sert görünümünün altında sıcak bir kalbe sahip olan Olive Kitteridge’in gözünden anlatılıyor. 25 yılı kapsayan hikaye Olive’in eşi Henry, oğlu Christopher ve çevresindekilerle ilişkilerine odaklanıyor. Aile; evlilik; ebeveyn-çocuk, karı-koca ilişkileri; yaşlılık… Kısacası hayatla ilgili sessiz sedasız çok şeyler anlatan bir diziydi. Özellikle oynadığı her rolde olağanüstü başarılı olan Frances McDormand yine harikaydı. Bu kadın nasıl oluyor da rol yapmıyormuş, sadece teksti okuyormuş gibi durmasına rağmen her role cuk oturuyor ben de muamma. Şimdi aklıma geliveren birbirine hiç benzemeyen karakterleri canlandırdığı üç film; Fargo (1996) , Burn After Reading (2008) , Olive Kitteridge (2014). Tüm rollerde oynadığı kişinin içini fazlasıyla doldurmayı başarıyor. Dizinin kalabalık ve başarı...
Paul et Virginie (2014) Kısa Film IMDb Paul annesi Virginie ile yalnız yaşıyor. Hasta annesi artık günlük hayatını devam ettirmekte zorlanıyor. Bu yalıtılmış yaşamda birbirlerinden ayrılmıyorlar. Ama Paul bir şeylerin ters gitmekte olduğunu fark etmekte ve rahatsız olmaktadır. Paul rolünde Igor van Dessel harika oynamış hele son sahnede bir müthiş etkileyiciydi. 19 dk. Video için vimeo bağlantısı tt3835236
Night Flight (2014) Ya-gan-bi-haeng IMDb MDL Filmi epey süre önce online izlemiş ve çok beğenmiştim. Sonra indirip arşivledim ve bir daha izlemek için epey süre geçti. Bugünlere nasipmiş. Ve ikinci defa seyri ve unutulmasın diye hakkında birşeyler karalamayı fazlasıyla hakediyormuş. Çünkü bir çocukluk aşkına dair güzel ve değişik bir film bu. Çocukluk aşkı kadar heyecan verici, güzel ve biricik bir şey yoktur bana göre. Bu anlar unutulup gitmez de devam ederse ve hele karşılık bulursa insanın bütün yaşamını mutluluk kaplar ama tek taraflı kalırsa bu da tam bir yıkım her halde. Yong-ju Shin tam da bunları yaşayan biri, bir türlü çocukluk aşkını unutamaz. Eski anıları hatırlar, sevdiğinin çocukluğundan beri çektiği fotoğraflarına bakar durur. Üç genç erkek çocuğu Yong-ju, Gi-Woong ve Gi-Taek , ortaokulda en iyi arkadaştırlar. Ama zamanla babası eylemci bir sendikacı olan Gi-Woong , onlardan kopar hatta hayattan kopar. Okulda zorbalık görmeye başlar v...
Yorumlar
Yorum Gönder