Konu benim açımdan çok ilgi çekici olmasa da; çekimler (ışık), oyunculuklar, devamlılık o kadar iyi ki… Bırakmak imkânsız. Birbirinden bağımsız sahneler, çok güzel harmanmış… Duygusal sahneler, hastane sahneleri, hele ameliyat sahneleri. Beş benzemez ama nasıl bir uyum olmuş. İsmiyle müsemma, Reparer les vivants - Heal the living... Genç yönetmen; Hayatları çok iyi kesiştirilmiş gerçekten.
2013 yapımı Suzanne ile dünya çapında övgü toplayan genç yönetmen Katell Quillevere’in, Fransa’nın tanınmış oyuncularını bir araya getiren üçüncü filmi, Maylis de Kerangal’in çoksatar romanının sinema uyarlaması. Birbirine bağlanan üç hikâyede yönetmen ilk olarak kaza geçiren genç bir sörfçüye, gencin hastanedeki anne-babasına ve son olarak da hayatta kalmak için kalp nakline ihtiyaç duyan bir anneye odaklanıyor. Venedik Film Festivali’nin Ufuklar bölümünde dünya prömiyerini yapan film yaşamın belirsizliği, beden ve tesadüfleri son derece dokunaklı ve hümanist bir gözle ele alıyor.
Olive Kitteridge (2014) IMDb Elizabeth Strout’un Pulitzer ödüllü romanı Olive Kitteridge den uyarlanan bir mini dizi. New England kasabasında geçen hikaye sert görünümünün altında sıcak bir kalbe sahip olan Olive Kitteridge’in gözünden anlatılıyor. 25 yılı kapsayan hikaye Olive’in eşi Henry, oğlu Christopher ve çevresindekilerle ilişkilerine odaklanıyor. Aile; evlilik; ebeveyn-çocuk, karı-koca ilişkileri; yaşlılık… Kısacası hayatla ilgili sessiz sedasız çok şeyler anlatan bir diziydi. Özellikle oynadığı her rolde olağanüstü başarılı olan Frances McDormand yine harikaydı. Bu kadın nasıl oluyor da rol yapmıyormuş, sadece teksti okuyormuş gibi durmasına rağmen her role cuk oturuyor ben de muamma. Şimdi aklıma geliveren birbirine hiç benzemeyen karakterleri canlandırdığı üç film; Fargo (1996) , Burn After Reading (2008) , Olive Kitteridge (2014). Tüm rollerde oynadığı kişinin içini fazlasıyla doldurmayı başarıyor. Dizinin kalabalık ve başarı...
Jet Boy (2001) IMDb Büyürken sancılı süreçler yaşanır ve normal kabul edilir bunlar ama sokaklarda büyüyen on dört yaşındaki Nathan ’ın (Branden Nadon) yaşadıkları sancı tanımını oldukça aşan zulme yakın şeyler. Annesi uyuşturucu bağımlısı kendine yetemeyen bir kadın oğlu ona uyuşturucu taşıyor, nerdeyse Nathan ona bakıyor. Bunun için de yapmaması gereken şeyleri yapmak zorunda. Baba yok, aslında Nathan o figüre o kadar ihtiyaç duyduğu bir dönemde ki, aç olduğu sevgiyi bulabilmek için hatalara düşüyor. Şiddete maruz kalmak dahil uğradığı haksızlıklara rağmen onun içi umut dolu ve ben sadece iyi bir çocuk olmak istiyorum , diyecek kadar saf, samimi ve tatlı masumiyetini koruyabiliyor. Annesi aşırı dozda uyuşturucudan ölünce, sosyal hizmet uzmanlarından kaçarken, karanlık bir tip gibi görünen Boon (Dylan Walsh) ile yolları kesişir. Nathan ona güvenmek ister açılır ve onunla birlikte yola koyulur… Filmin en dikkat çekici yanı oyuncu Branden Nado...
Paul et Virginie (2014) Kısa Film IMDb Paul annesi Virginie ile yalnız yaşıyor. Hasta annesi artık günlük hayatını devam ettirmekte zorlanıyor. Bu yalıtılmış yaşamda birbirlerinden ayrılmıyorlar. Ama Paul bir şeylerin ters gitmekte olduğunu fark etmekte ve rahatsız olmaktadır. Paul rolünde Igor van Dessel harika oynamış hele son sahnede bir müthiş etkileyiciydi. 19 dk. Video için vimeo bağlantısı tt3835236
Yorumlar
Yorum Gönder